SAHTE HASSASİYET…

SAHTE HASSASİYET…

Her insanın kendine özgü düşünceleri, yaşanan olaylara karşı bir yaklaşımı, kısacası bir hayat felsefesi vardır. Aynı toplumu oluşturan ve birbirleriyle sürekli olarak etkileşim halinde olan bireylerin, hangi asgari müşterekler içinde bir ortak düşünce oluşturacakları konusunda, sürekli olarak bir tartışma ve zıtlaşma söz konusu. Herkes kendi yaptığını ve haklılığını savunup, karşı tarafa karşı bir anlayışsızlık ve […]

Her insanın kendine özgü düşünceleri, yaşanan olaylara karşı bir yaklaşımı, kısacası bir hayat

felsefesi vardır. Aynı toplumu oluşturan ve birbirleriyle sürekli olarak etkileşim halinde olan

bireylerin, hangi asgari müşterekler içinde bir ortak düşünce oluşturacakları konusunda, sürekli olarak

bir tartışma ve zıtlaşma söz konusu. Herkes kendi yaptığını ve haklılığını savunup, karşı tarafa karşı bir

anlayışsızlık ve tahammülsüzlük içindeyken, bu sorunların nasıl çözümleneceği konusu şu anda pek

umut vaat etmiyor. Toplum menfaati gözetildiği iddiasında olanların dahi, işin aslı ortaya çıktığında,

bu düşünce ve anlayışın çok uzağında olduğunu görebiliyoruz. Kişiselleşmenin, toplumun en küçük

birimlerine kadar ulaştığını ve insanları esir aldığını görmek endişe duyulması gereken toplumsal bir

sorun olarak karşımıza çıkıyor. Düşüncenin ya da uygulamanın doğruluğu üzerinde bir muhakeme

yapma ve doğruya ulaşma çabası, yerini sadece kendi düşüncesinin ne kadar kişi tarafından

benimsendiği ve desteklendiğinin önemsendiği, samimiyetsiz ve baştan aşağı kişisel ego tatmini

sağlama çabasına bırakmış durumda. Gerekli gereksiz her şeyi ön plana çıkartarak ve artık bayma hissi

verecek derecede abartarak, toplumsal önceliklerin yer değiştirmesine hizmet ettiğinin farkında

olmayan, düşünce yığınları haline geliyoruz. Sürekli bir şeyleri tartışıyor gibi görünmemiz, tartıştığımız

konuların çözümüne ya da gelişimine bir fayda sağlayamıyor. Çünkü tartışmaya dahil olanların

kafasında sabit bir düşünce ve anlayışın var olduğu gerçeği, ilerlemenin sağlanmasında ki en büyük

engel. Fikri olanda olmayan da, araştırıp bilgi sahibi olanda, kulaktan dolma magazinsel bilgilere sahip

olanda konunun uzmanıymış gibi ahkam kesiyor. Sabit fikirlerin tartışmasından doğruyu bulacak bir

sonuç çıkmasını isteyen ya da bekleyen varsa, biraz fazla hayalperest ya da melankolik bir insan

olduğunu söylememiz abartı olmaz sanırım. Beyin fırtınası denilen bir çözüm üretme tekniği var

olduğunu duymuşsunuzdur. Oldukça eğlenceli ve bir o kadar da yararlı bir tekniktir. Bizde ki

tartışmalar beyin fırtınası değil beyin kasırgası şeklinde olduğundan, gelişim ve çözüm oluşturulmak

için tartışılan konuyu ne yazık ki yıkıp, yok ediyor. Yani üzerinde tartışılan konu tartışılmaya devam

ettikçe arapsaçına dönüyor. Hiçbir sorun tartışıldıkça daha büyümez. Büyüyen sadece insanların

bireysel tahammülsüzlükleri ve birbirlerine karşı hırslarıdır. Buradaki en büyük sorun, yine kişisel

ihtirasların etkisinde kalan insanların sorunu kişiselleştirmesinden dolayı, toplum yararına bir

sonucun çıkmasının önüne geçmeleridir. Rekabet duygusu ve kişisel kazanma hırsı, mantığın ve

toplumsal yararın önüne geçtiği anda, olayların gideceği noktayı sadece duygular tayin eder. Duygular

da toplumsal bir birliktelik oluşmasına yeterli olamayacak kadar kişisel ve değişkendir. Duygularını aklı

ile harmanlayarak, davranışlarını ve değer yargılarını düzenleyemeyen insanlar ve toplumlar, arabesk

bir yaşam tarzına kendilerini mahkum ederler. Yaptığı davranışın ya da içinde olduğu ruh hali ve

düşünce yapısının doğruluğunu, sadece kendi gibi düşünen insanların sayısal miktarında arayan

insanların, toplum yararına ortaya koyabilecekleri bir fayda söz konusu olamaz. Hassas bir kişiliğe

sahip gibi görünerek, sürekli toplum ve insanlığın yararına bir kaygı taşıyormuş havasında olanların,

tek dertlerinin kişisel onaylanma ihtiyacını karşılamak olduğu, net bir şekilde ortadadır. Samimiyetsiz

ve sürekli aynı davranışlarla desteklenen bir karakter ortaya koymak, kendini ifşa etmekten başka bir

anlam taşımamaktadır. Kral çıplak diye bas bas bağırıp, ortalıkta çıplak gezmek de ayrı bir nüktedan

davranıştır. Düşünce özgürlüğü demokrasinin vazgeçilmez bir unsurudur bunu tartışmak bile yersizdir.

Gereksiz olansa, yerli yersiz ne kadar konu varsa düşündüğünü sanarak ortaya koymak ve abartarak

düşünülmesi gerekenleri ikinci plana atmaktır. Kişisel haz ve öncelikleri peşinde koşan toplumlar,

maraton koşucuları gibi koşturup dursa da yarış asla istedikleri ve bekledikleri şekilde bitmeyecektir.

Sağlıcakla kalın…12112046_10153775640514722_3412140710310599826_n

Sosyal Medyada Paylaşın:
İlginizi Çekebilir

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?